Hayatımızı Yaşamaya Başlamak Ve Keşfetmek için En Önemli Sebep

Bir çok bilim kurgu filminde dünya dışındaki yaşamdan bahsedilse bile hepimiz en azından dünyalıların bilinen tek yaşam formu olduğu bir iki bilim kurgu filmi görmüşüzdür. Tabi ki evrenin sonsuzluğunun hepimiz farkındayız ve bizden başka yaşam formlarının olması fazlasıyla mümkün fakat sanırım daha bu konuda ilerleyecek oldukça fazla yolumuz var.

Interstellar filminde insanların yaşayabileceği yeni bir gezegen bulmak yüzyıllar sürüyor ve Martian filminde ise Matt Damon’ın Marslı bir kaç patates bile yetiştirmesinin ne kadar zor olduğunun farkına varıyoruz, ve tabi ki işlerin bir kaç saniye içinde ne kadar korkunç bir hal alabileceğinin de. Tüm bu filmler bir yana aslında Dünya’nın ne kadar büyülü ve özel bir yer olduğunu hepimiz biliyoruz. Çünkü evrende milyarlarca olasılık içinden dünyamız, üzerinde hayat taşıyan en şanslı gezegenlerden biri.

Untitled

Evrenden dünyaya inersek ve Dünya’nın tarihine bakarsak insanlığın tarihinin dünyanın zaman çizelgesinin sadece en sonlarında minicik bir bölümde oluştuğunu görürüz. Hatta dünyanın tüm yaratılışına 1 saat dersek insanlık tarihi bunun sadece son iki saniyesinde yer alıyor. Bu kadar makro bir zaman çizelgesinde bizim hayatlarımızın ne kadar da ufak kaldığına bir bakın. 80-90 yıl sadece dünya için bir kaç milisaniye!

Untitled2

Makro dünyaya baktığımız zaman hayatlarımızın süresinin hiç bir değeri yokmuş gibi görünüyor ama kendi zaman çizelgemize indiğimiz zaman bizim zaman göreceliğimiz çok daha uzun. Hatta tüm bu yüzyıllar içerisinde insanlık bir çok inanılmaz medeniyetler yaratmış ve bize mimari ve kültürel bir çok miras bırakmış, milyonlarca hikaye anlatmış. Hepsi bizim onları keşfetmemizi bekliyor. Makro zamanda hayatımızın çok kısa olduğunu da düşünürsek, bu kadar kısa bir zamanda aslında insanoğlu inanması güç bir miras oluşturmuş. Tabi bizim için bu asırlar anlamına geliyor o ayrı.

Dünyanın üzerinde hayat olan çok ender ve özel bir gezegen olduğu gerçeğinden yola çıkarak bu gezegenin bizim tarafımızdan keşfedilmesi ve anlaşılması gereken inanılmaz kaya oluşumları, bitkisel tabiatları ve ekosistemleri var. Tüm bu oluşumlar çok ama çok özel ve eşi benzeri olmayan oluşumlar ama bizim bunu anlamamız bazen günlük hayatın içinde imkansız hale geliyor. Çünkü açıkçası çoğunlukla hepimiz şehirlerde, kendi yarattığımız binalarımızda yaşıyoruz ve etrafımızdaki coğrafyayı keşfetmek için pek zamanımız kalmıyor. Evrende bu coğrafyayla bir daha karşılaşmak çok zor, belki de insan ömrünün yetmeyeceği kadar zor ve bu yüzden etrafımızdaki doğayı keşfetmek aslında hayat boyunca bir kere karşımıza çıkacak bir fırsat. Bu bizim ruhumuz için bir ferahlama ve doğaya, ait olduğumuz yere bir geri dönüş.

Untitled3 copy

Untitled5 copy

Untitled copy

Biz, içinde yaşadığımız bu inanılmaz dünyaya sahibiz ve tüm dünyada bizim imzamız var ama nedense onu keşfetmek için yeterli zamanımız yok. Hem de yeterli zaman derken ben makro zamandan bahsetmiyorum, kendi mikro zamanımızdan bahsediyorum. Bir insanın yaklaşık 100 yıl yaşadığını düşünürsek, aslında dünyamızı keşfetmek için yeterli zamanımız var gibi duruyor. Ama muhtemelen hayatta başka hedeflere koştuğumuz için veya zorunluluklarımız ve sorumluluklarımız yüzünden, belki de aslında pek de umursamadığımız için kendimize ait küçük maceralara çıkmıyoruz.

Benim inancım ise bir dakika durup neden yaşadığımızı, hayatın bizim için anlamını ve dünyanın, evrenin bir bütün olarak ne kadar büyük olduğunu düşünmek zorunda olduğumuz. Belki bahsettiğim hiç birşey aslında gerçek bile değildir, belki hayatlarımız, gerçekliğimiz bir simulasyondan bile ibaret olabilir ama Descartes için bunun hiç bir önemi yoktu, çünkü biz düşündükçe varoluyorduk. Ve Stephen Hawking’e göre de biz sadece gerçekliği algılamıyoruz aynı zamanda gerçekliğimize bir anlam yüklüyoruz. O yüzden hayatın anlamı aslında bizim beynimizde.

Belki bu anlamı beynimizin içinde bulmak o kadar da kolay değil ama en azından içinde yaşadığımız dünyayı biraz anlamaya çalışarak, onu keşfederek etrafımızdaki gerçekliği bulmaya yaklaşabiliriz.

 

What do you think?

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*
*