Düşler Diyarı, Kapadokya

Hiç gider gitmez zamanın durduğunu hissettiğiniz ve nefesinizin kesildiği bir yer oldu mu? Eğer bu sorunun cevabı sizin için hayırsa belki de hiç Kapadokya’ya gitmemişsinizdir.

Kapadokya’nın en eşsiz doğal kaya oluşumlarına sahip olan bölgelerinden biri olan Göreme’de arabadan indiğim ilk saniye aşık oldum. Bu dünyada hiç periler diyarının gerçek olacağına inanmazdım ama sanırım hayatta herşey mümkünmüş. Göreme’ye vardığınız zaman gözünüze çarpan ilk şey peri bacaları dediğimiz yüzlerce yıllık, rüzgardan aşınarak oluşmuş kayaların içine oyulmuş evler oldu. O kadar değişik bir ortam ki orada yaşayan insanların güler yüzlülüğü ile ortam birleşince sizi anında büyülüyor.

Göreme’ye vardığımız anda deli gibi açtık o yüzden otele uğramadan önce hemen bulduğumuz minik bir restorana oturduk. Göreme’ye Kayseri havaalanından kiraladığımız araçla 45 dakikada geldik ve tüm seyahatte farkettim ki bu Kapadokya için en mantıklı seyahat yöntemi. 45 dakikalık yolculuğumuzda heyecanımız iyice arttı ve sanırım bu yüzden deliler gibi acıkmış olabiliriz. Her neyse, oturduğumuz restoran minik bir peri bacasının içine oyulmuştu ve oranın, her yerde bulabileceğiniz lokal yemeği olan, kilden bir vazonun içinde servis edilen testi kebabından birer tane sipariş verdik. Karnımız tamamen doyduktan ve yaklaşık bir milyon ilk heves fotoğrafından sonra otelimiz olan Doors of Cappadocia’ya giriş yaptık. Otel tahmin edebileceğimizin de ötesinde bir güzelliğe sahip. Odaların her biri birer mağaranın içine oyulmuş ve her birinin kendine ait bir verandasıyla balkonu var. Kaldığımız otel bile bu kadar büyülü ise bizi bu seyahatte nelerin beklediğini merak etmeye başladık.

Doors of Cappadocia
Doors of Cappadocia
Our Room
Odamız

Büyülü Vadi Üzerinde Sabaha Karşı Saat 5’teki Sıcak Hava Balonu Gezisi

Ertesi sabah, otelimizin önerdiği bir tur şirketinden rezervasyon yaparak gün doğumunda sıcak hava turuna çıkmak için hazırlanmaya başladık. Tur şirketi seçerken otelinizin tavsiyesine uymanızı öneriyorum çünkü seçmek için oldukça fazla tur şirketi var. Tur şirketi bizi sabah 4.30 civarında otelimizden aldı. Kayıt ve bizim için hazırladıkları minik kahvaltıdan sonra Göreme’nin açık vadisine doğru yola çıktık. Vadiye vardığımızda rengarenk bir çok balon ateşlerini yakmaya başlamıştı ve inanın bana  orası öyle bir ortam ki bir an önce bir balona binip havalanmak ve bir çok fotoğraf çekmek istiyorsunuz. Gün doğumundan önce 15-20 kişilik balonumuz (ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum, bu balonlar devasa!) binmemiz için hazırdı. Balonumuzla havalandık ve süzülmeye başladık… İşte o anda insan kendini rengarek balonların güzelliğine, güneşin doğuşuna ve ortamın büyüsüne kaptırıyor. Bu gezinin her saniyesi resmen rüya gibi…

Yolculuktan sonra şampanyalar patlatıldı ve her birimize “Been there done that!” yazan sertifikalar verildi.

IMG_5316

DCIM101GOPRO Processed with VSCOcam with c3 preset

DCIM101GOPRO Processed with VSCOcam with c2 preset

IMG_5321 IMG_3288

Processed with VSCOcam with c1 preset

Ertesi Gün, Gün Doğumunda Balonların Kalkışını İzlemek İçin Sabah 5’te Kalkıp Otelin Çatısına Tırmanmak

Belki biraz çılgınca gelecek kulağa ama hayatımda yaşadığım en güzel anıları gün doğumunda yaşamış olabilirim. Balon turumuzun ertesi günü de tekrar saat 5’te kalktık ve otelin çatısına tırmanarak balonların gökyüzünde süzülmesini izledik. Gerçekten animasyon filmlerindeki gibi büyülü ve huzurlu bir andı. Ardından tam güneş doğarken havuzda biraz yüzüp kahvaltımı masasına oturduk.

 IMG_3576IMG_3558 copy

Peri Bacalarının Arasında Dolaşıp Göreme Açık Hava Müzesini Gezmek

Size kaldığınız yerden araba kiralamanızı söylememin sebebi aslında Kapadoky’da her yere arabayla kolaylıkla gidebilme imkanınızın olması. Bir araba ve harita ile bir çok görülmesi gereken kaya oluşumunu rahatlıkla görebilirsiniz. Biz de araba ile yola çıktık ve Göreme Açık Hava Müzesi’nden başlayarak tüm Çavuşin, Uçhisar ve Güvercin Vadisi’ni gezdik. Kapadokya’daki tüm tur şirketleri ve oteller bu bölgedeki görülecek yerlere Kırmızı Tur adını vermiş. Yani eğer arabasız giderseniz, Kırmızı Tur’u almak istediğinizi söylediğinizde sizi buralara götürüyorlar.

DCIM101GOPRO Processed with VSCOcam with m5 preset

Processed with VSCOcam with m5 preset

Processed with VSCOcam with m5 preset
IMG_3312

Yeşil Turla Tüm Ihlara Vadisi

Kapadokya’nın görülmeye değer bölgelerinden biri de eski yeraltı şehirleri ve Ihlara Vadisi. Bu yerler malesef birbirinden biraz uzak o yüzden arabayla gitmek yerine bu yerler için biz de Yeşil Tur’a katılmayı seçtik. Bu tur sizi Ihlara Vadisi’ne götürüyor ve bir girişinden öbür girişine kadar vadide yürümenize imkan tanıyor. Vadi uzun uzun ağaçlarla kaplı ve akan ırmakla kuşların sesi birleştiğinde inanılmaz bir huzur kaplıyor içinizi. Vadinin içinde kayalara oyulmuş bir sürü minik harabe şehir var. Bir çok da kilise. Buraları gezerken insanların eskiden nerelerde yaşadığına ve ibadet ettiğine inanamıyorsunuz!

Vadiden sonra yeraltı şehirlerini gezmeye gittik. Bu şehirlerden en ünlüsü ve aslında en derini olan Derinkuyu, yeraltında 8 kattan oluşuyor. Eğer biraz klostrofobik bir yapınız varsa tüm seviyelere inmenizi tavsiye etmem çünkü 1.50 boyunda minik bir insan olarak ben bile bazı yerlerden eğilerek zar zor geçtim! Ayrıca bazı tüneller oldukça karanlık olabiliyor ve bir duvarı döndüğünüz zaman ansızın bir mezarla karşılaşabiliyorsunuz. Ama macera seviyorsanız, sonuna kadar inin, biraz korku oyunlarını andıran bir havası var :) Tabi korku unsuru bir yana, kocaman bir yeraltı şehrini gezerken insan biraz da eskiden savaş yıllarında bölgede yaşayanların kendilerini buraya nasıl sakladığını ve yıllarca gün ışığı görmeden nasıl buralarda yaşadığını sorguluyor….

IMG_5376 copy

DCIM101GOPRO Processed with VSCOcam with c1 preset

Processed with VSCOcam with g2 preset

“Off Road” Gün Batımı Turları

Uçağımızın Kayseri’den kalkmasına saatler kala, biraz da ne yapacağımızı bilemediğimiz bir anda kendimizi ATV kiralayabileceğimiz bir dükkanda buluverdik. Tam da gün batımına özel off road tur düzenlediklerini söylediler. Biz de bir ATV kiralayıp gruba katılıverdik. Tozu dumana katarak diğer ATVlerle birlikte biraz kendimizi gangster gibi hissettik biraz da gün batımını izlerken bu güzel vadilere düşen son ışıkları izledik. Fakat şunu söylemek zorundayım, resmen saç diplerimden ayak uçlarıma kadar beyaz toza, toprağa bulanmış bir şekilde hava alanına döndüm. İnsanlar deliymişçesine bizi izliyorlardı ama yani kimin umrunda!

Bizim Kapadokya seyahatimiz böyleydi. Avanos’taki çömlekçiler dışında sanırım herşeyi yapmış olabiliriz. 5 gün orada kaldık ki bu süre fazlasıyla yeterliydi ama yine de her günümüz dolu dolu geçti.

 

2 comments

    1. Büşra
    2. 3 sene ago
    3. Cevapla

    Kapadokya karla kaplıykende balona binmenizi tavsiye ederim :) Ellerinize sağlık çok keyifli yazı olmuş

      1. Zeynep Oktar
      2. 3 sene ago
      3. Cevapla

      Çok teşekkür ederim umarım bir gün karda binme fırsatım da olur :)

What do you think?

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*
*