Kamboçya’ya Gittiğimde Hayatla İlgili Farkına Vardığım 4 Şey

Hiç hayatın anlamını çözmek istediğiniz bir an oldu mu?

Bir süredir kendimi sistemi içine hapsolmuş gibi hissediyordum, günde en az 7 saat, haftada 5 gün çalış, haftasonlarını ise zaten yorgunluktan bitmiş bir halde geçir. Böyle bitkin bir haftasonunda kendime hayatımla ne yaptığımı sormaya başladım. Nereye gittiğimi, neler yapmak istediğimi. Sanırım bu sorgulama tam olarak Hayatımızı Yaşamaya Başlamak Ve Keşfetmek İçin En Önemli Sebep ‘i yazdığım ana denk geliyor. İnsanın sadece içindekileri yazıya dökmesi yetmiyor. Onunla ilgili birşey yapması gerekiyor aynı zamanda.

Sanırım beni Siem Reap’te bir otel rezervasyonu yapmaya iten de bu Ye, Dua Et, Sev anı olmuştu.

Processed with VSCOcam with c3 preset
Angkor Wat / Siem Reap 14 Mart 2016

Neden Siem Reap?

Benim için Siem Reap’e gitmek istememin en önemli sebebi Angkor Wat’tı. Bu tapınağın fotoğraflarını gördüğümde dünyada hiç böyle bir yapının var olduğunun farkında değildim. O kadar gerçek dışı gözüküyordu ki çocukluğumdaki bilgisayar oyunlarını hatırlatıyordu. Bu seyahat benim ilk Asya maceram ve Budizmle ilk tanışma anım olacaktı. Hristiyanlık, Müslümanlık ve Musevilikle ilgili mimari bir çok yapıyı ziyaret etmeme rağmen hiç Budizm veya Hinduizm tapınağında bulunmamıştım.

Sırt çantalarımızı hazırladık, 20 saat süren 3 uçak yolculuğundan sonra Siem Reap’e ulaştık. Havaalanından çıktığım ilk andan itibaren kendimi oraya çok yabancı hissettim. Havası, kokusu, iklimi, bitki örtüsü, mimarisi ve insanları o kadar farklı geldi ki, hayatımda asla unutamayacağım bir deneyime adım atmış olduğumu anladım.

Tüm seyahatim boyunca da sürekli şok olma halim devam etti. Peki bu seyahat sayesinde hayatla ilgili neler mi keşfettim?

İnsan gerçekten isterse gülümseyebilir

IMG_5225 düşük

Farkında mısınız bilmiyorum ama etrafımızdaki insanlar pek güler yüzlü sayılmaz. Sadece bir başkasına karşı güler yüzlülük de değil, genel olarak hiç gülmüyorlar. Ben de çok güldüğümü söyleyemeyeceğim ve etrafımda da işe gittiği andan eve döndüğü ana kadar yüzünde hiç bir ifade değişikliği olmayan insanlar olduğunu biliyorum. Siem Reap’teki en büyük farklılık buydu. İnsanlar tahmin edebileceğinizden daha güler yüzlü ve nazik. Sadece bir yabancıya karşı da değil, birbirleri arasında da öyle! Caddede, sokakta, restoranda hep bir mutluluk hakim ve bu mutluluk bulaşıcı! Siz de kendinize engel olamıyor ve gülümsemeye başlıyorsunuz. Seyahate çıkmadan önce bu ülkenin, bu şehrin tarihini de okudum. Ne savaşlar yaşadıklarını, sömürge haline getirildiklerini, kanlı çatışmalarını, hepsini öğrendim fakat yine de anladım ki insanlar gerçekten isterse mutlu olabiliyor. Eğer nazik bir kalbiniz varsa aslında başka birşeye de ihtiyacınız yok.

Sahip olduğumuz şeylerin aslında çok da bir değeri yok

IMG_5341

Hepimiz para için çalışıyoruz, daha iyi bir hayat için, güzel bir araba yada muhteşem bir ev, marka kıyafetler… Bunlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Eğer onlara sahip olursak hayatımızın daha iyi olabileceğini. Ama aslında onlara gerçekten ihtiyacımız mı var yoksa onları sadece istiyor muyuz?

Siem Reap sokaklarında yürürken buralarda güzel bir saatin, marka bir çantanın hiç bir anlamının olmadığını farkettim. Tonle Sap gölündeki yüzen kasabaya gittiğimizde hem bir travma yaşadım hem de bir aydınlanma aslında. Burada insanlar, konut vergisi verecek paraları olmadığı için gölün üzerine ev yapmışlar. Onlar bir göl üzerinde birlikte yaşayan insanlar. Biz yanlarından geçerken bize el salladılar, bize gülümsediler, bizse sanki onların özel hayatları bir belgeselmişçesine onların yanından kayıklarımızla geçip gittik. O an sahip olduklarımdan o kadar utandım ki, kameramı çantama koydum, güneş gözlüklerimi çıkarıp kaldırdım. Seninle eşit şartlara sahip olamayan insanları görünce anında insanlığın ne kadar aç gözlü olabileceğini anlıyorsun. İnsanın para için, statü için ne kadar mutsuz ve kibirli olabileceğini…

IMG_5305IMG_5297

IMG_5288

Aslında anahtar kelime iç huzur

IMG_5232

Yüzyıllar boyunca ormanın içinde saklı kalmış tapınakların içine adım attığımızda, taşların içinden çıkmış ağaçlar, tapınak duvarlarıyla birlikte yaşayan bir bitki örtüsü ile karşılaştık. Böyle bir yerin bir zamanlar kutsal, aslında hala kutsal olduğuna inanmamak imkansız. Kuş cıvıltısından başka hiç bir ses çıkmayan bu tapınakların her birinin mimarisi Kamboçya’da kutsal olan lotus çiçeğinden esinlenilerek yapılmış. Girişlerinde, tapınağı kötülüklerden koruduğuna inanılan yılan figürleri ve gücü simgeleyen aslanlar bulunuyor. Meditasyon yapan Buda heykellerinde de Buda’yı koruyan yılanlar görürseniz bunun anlamı, yılanların Buda’yı en zayıf anında yani meditasyon yaparken düşmanlarına karşı koruması.

İnsanlar bu tapınaklara hala dua etmeye, temiz su ve yiyecek götürmeye geliyor. Hasta olan yakınları için burada dua ettiklerinde yakınlarının iyileşeceğine inanıyorlar. Bir çok tapınakta hala monklar yaşıyor ve eğitim görüyorlar. Tapınakların genelde merkezlerinde, en turistik yerlerinde monklar insanlardan gelen yardım, temiz su ve yemekleri kabul ediyor ve insanlar için dua ediyorlar.

Burada bir insanın yaşadıkları gerçeklik dışı, başka bir dünyaya ait ve sanki herşey yavaş çekimde hareket ediyormuş gibi. Sanki yavaşça hareket ederek burada olan biten herşeyi kavrayabilecekmişsiniz gibi bir his oluşuyor. Huzurlu olabilmek için bir ağacın gölgesine oturup güneşe bakmak yetiyor. Ve düşünmek…

Processed with VSCO with a6 preset

Hayatınızda yediğiniz en iyi yemekle sokaktaki bir tuktuk’ta karşılaşabilirsiniz

IMG_5195

Restoranları unutun. En iyi yiyebileceğiniz yemek Kamboçya sokaklarında, tuktuklarda pişiyor. Ben hiç bir noodle’ın bu kadar güzel koktuğunu, tadının bu kadar güzel olduğunu ve bu kadar iyi hissettirdiğini görmedim. Tek yapmanız gereken plastik bir tabureye oturmak ve Kamboçya noodle’ının tadını çıkarmak. O lezzet ve baharatlar başka bir yerde yok.

Tüm bunların yanı sıra yaşadığım farkındalık herşeyden çok daha büyük. Hayatta oturup bekleyerek güzel şeylerin olmayacağını farkettim. Herşeyi de planlayamam herşeyi de mükemmel yapamam. Eğer hep hareket halinde olursam mükemmellik beni en beklenmedik yerde en beklenmedik anda bulacak. Bu yüzden kendime beklemek için bahaneler üretemem.

Belki de bazen konfor alanımızdan çıkmamız ve yeni şeyler keşfetmemiz gerekiyor. Kendimiz için minik farkındalıklar yaratmak… Eğer dışarı çıkmazsak hiç bir zaman göremeyiz, eğer denemezsek hiç bir zaman bilemeyiz.


Gezdiğim Yerler

Tapınaklar

  • Angkor Wat
  • Angkor Thom
  • The Bayon Tapınağı
  • Baphuon
  • Ta Promh
  • Chau Say Tevoda Tapınağı
  • Ta Keo
  • Banteay Kdei
  • Prasat Bat Chum
  • Prasat Kravan
  • Ta Som Tapınağı
  • Preah Khan Tapınağı
  • Phnom Bok

Pub Street

Tonle Sap Gölü

Kaldığımız Otel (tek kelimeyle mükemmeldi)

Lynne Urban River – Siem Reap/Kamboçya

What do you think?

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*
*