Akışına Bırakmak

Son günlerde bir çoğumuz, anda yaşayıp, zihnimizle o an orada olmayı, başka yerlere gitmemeği savunan “mindfulness”la ilgili konuşmaya başladık. Bu genel olarak bana kalırsa yapılması en zor şey. Bu yazıda da size mindfulness ve akışına bırakarak kendimle ilgili en sinir bozucu özelliklerden birini nasıl değiştirme fırsatını yakaladığımı anlatmak istiyorum.

 Mindfullness için Mindfullness.tr’nin açıklaması şöyle,

Mindfulness yaşadığın şu anda kendinde ve etrafında gerçekleşenleri olabildiğince oldukları gibi fark etmektir, an be an.  Zihninden geçen düşünceleri görmek, yaşadığın duyguları, vücudundaki hisleri oldukları gibi algılamak ve normalde yaptığın gibi gerçekleşenleri isimlendirmediğin ve yargılamadığın için tepki vermeden onlarla kalabilmektir.

Tanımı kulağa basit gelebilir ama genellikle hepimiz fiziksel olarak bir yerde olsak bile aklımız başka yerde oluyor. Benimse düşüncelerim o kadar dağınık ve her yerde ki çoğunlukla arkadaşlarım bana önemli birşey söylerken ne anlattıklarını hatırlamadığımı veya okuduğum kitaptaki tüm bir bölümü kaçırdığımı farkediyorum. Basitçe çünkü bambaşka şeyler düşünüyorum.

Ve… İnsanları sinir ediyorum… Sanırım bu bana bir milyon defa olmuştur, ben ve yaklaşık 10 yıldır birlikte olduğum erkek arkadaşım bir restorana gideriz, kapıdaki görevli bize yer olmadığını fakat barda beklersek bir yer açıldığı zaman bizi alacağını söyler. Barda beklerken konuşmaya başlarız, günümüzden, planlarımızdan bahsederiz. Ama birşey vardır ki durmadan beni rahatsız eder ve konuşmaya asla odaklanamam. Ya görevli bizden önce başka bir çifti masaya alırsa? Erkek arkadaşım her seferinde durumu farkeder, ve aslında kafamın orda olmadığını, onu dinlemediğimi saniyesinde anlar. Beni öyle iyi tanır ki aklımın nerede olduğunu da saniyesinde bilir. Tabii benim de aklıma gelenler hep başıma gelir ve görevli bizden önce başka bir çifti masaya oturtur, ben görevliyle tartışırım ve gece rezil olur.

Erkek arkadaşım ise her zaman bir koala kadar sakindir ve her an akışına bırakma ve sakin olma yapısındadır. Bu sakinliği de beni genelde öldürür. O böyleyken ben kendimi cadı gibi hissederim ve sakinliğimi koruyamam. Fakat bir gün artık bana ne olduysa tüm bunlar değişti.

Bir gün, işten cumayı izin alıp hafta sonu ile de birleştirerek Cunda Adası’na gitmeye karar verdik. Tabi ki her yerinden huzur akan, sakin, lezzetli yemeklerin olduğu tam bir cennet Cunda. Arkadaşımın tavsiyesiyle Patriça koyunda bir plajda gittik. Yol toz toprak felaket. Bin bir zorluklar çekerek plaja geldik. Geldiğimizde içerisi bomboştu ama oranın sahibi her yerin rezerve olduğunu sadece bir yerin müsait olduğunu söyledi. Biz de geri dönemeyeceğimiz için kabul ettik. Oturduğumuz yer plajın mutfağının arkasıydı. Denize girmeye gelmiştik ama kesinlikle deniz gözükmüyordu. Duvar güneşi kestiği için gün ışığı bile göremiyorduk. Hayal kırıklığına uğramıştık ama yapacak da birşey yoktu. Zaten üç günümüz vardı en iyisi mümkün olduğunca iyi zaman geçirmekti. Zaman ilerledikçe bizim gibi rezervasyonları olmayan diğer insanları daha iyi yerlere almaya başladıklarını farkettik. Normalde direk bunun peşini bırakmayan ben, o gün o kadar yorgundum ki sesimi çıkarmadım, kitabımı okumaya başladım.

Şaşırtıcı bir şekilde bu sefer de erkek arkadaşım sinir olmaya başladı. Bana “adamı görüyor musun? Başkalarını iyi yerlere alıp duruyor” diyordu. Gerçekten çok yorgun olduğumu ve uğraşmak istemediğimi, dilerse kendisinin uğraşabileceğini söyledim. O da sustu ve birşey yapmadı. İlk defa o gün akışına bırakmıştım. Biraz nefes almak, sakin bir ortamda mutlu olmak istiyordum.

Aradan bir 10 dakika geçmişti ki, plajın sahibi yanımıza geldi. Bize iskeledeki rezervasyonlardan birinin iptal edildiğini ve iki yerden birinin müsait olduğunu söyledi. O iki yer zaten plajdaki en iyi yerdi! Tamamen herkesten uzak, sakin ve üç tarafı denizle çevrili…. Beklenmedik bir anda gelişen beklenmedik bir olay ve mükemmelleşen bir gün.

Olay şu ki o gün küçük olayların peşine takılmamayı, bazen akışına bırakırsam hayatın bana beklediğimden daha fazlasını vereceğini farkettim Hayatı biraz da bana geldiği gibi kabul etmenin beni sakinleştirdiğini ve sinirlerime iyi geldiğini anladım. Hayatta neyi isteyip neyi istemediğimi gördüm. Ne olursa olsun daha dengeli bir insan olmaya başladım.

What do you think?

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*
*